Giriş
Arama motoru
Genetik Test Nedir?
Konjenital Hastalıklar
Metabolizma Hast.
Sinir Sistemi Hast.
Kas-İskelet Hast.
Kan Hastalıkları
Kalp-Damar Hast.
Bağışıklık Sist. Hast.
Endokrin Sist. Hast.
Sindirim Sist. Hast
Solunum Sist. Hast.
Kulak-Burun-Boğaz
Göz Hastalıkları
Deri Hastalıkları
Kadın Hastalıkları
Erkek Hastalıkları
Kanser Hastalığı

 

 

 

Neonatal hastalıklar ve konjenital sendromlar:

 

 

İnsan gibi kompleks bir organizmanın dahi aslında iki gametin birleşmesiyle oluşan tek bir hücreden başlayarak geliştiği uzun zamandır bilinen bir gerçektir. Ne var ki, bu oluşumun sırlarını ancak bugün hücre biyolojisi ve moleküler genetik çalışmaların ışığında bir, bir öğreniyoruz. Modern gelişimsel biyolojinin ortaya koyduğu en çarpıcı gerçek ise bu işlemin aslında hücrenin içerdiği genomun zaman ve mekan boyutunda bir yorumu olduğu ve bu işlemi kontrol eden ana genlerin (örneğin homeobox genleri) evrim boyunca değişmeden insan dahil birçok organizmada hep aynı kaldığıdır.

 

Ancak unutulmamalıdır ki bir hücrenin yapısını ve fonksiyonunu dikte eden üç ana faktör hücrenin genetik yapısı (genom), içerdiği fonksiyonel proteinler (proteom) ve hücrenin içinde barındığı ortam (niş) dir. Bir örnek vermek gerekirse embriyogenez esnasında sıklıkla gördüğümüz bir olgu yeni bir dokunun gelişimi için yakın çevredeki hücrelerden gelen birtakım sinyallerin (niş) hedef hücre (kök hücre) tarafından algılanması ve bu sinyaller sonucu hedef hücrede birtakım yeni genlerin aktif hale gelmesi veya susturulmasıdır (genom). Doğal olarak genom üzerindeki bu fonksiyonel değişim sayesinde hücrenin sentezlediği proteinler ve fonksiyonel makro moleküler yapılar (proteom) değişmekte ve bu sayede yeni dokular ve organlar oluşmaktadır.

 

Anlaşılacağı üzere bu oluşumda hem gerekli sinyallerin entegrasyonu hem de bu sinyallere uygun cevabın verilebilmesi birçok genin birlikte ve uyumlu bir çalışma sergilemesiyle mümkündür. Zigotun oluşumunda ana ve babadan kalıtım yoluyla gelen genler içerisinde bir veya daha fazla kusurlu gen olması halinde o genin rol aldığı tüm yapısal veya fonksiyonel mekanizmalarda aksaklık olacaktır. Bu genetik anomali eğer hücre yapısında veya embriyogenezde çok hayati bir fonksiyonu etkiliyor ise gebelik büyük olasılıkla düşükle sonuçlanır. Unutulmamalıdır ki normal çiftlerde döllenen yumurtaların yaklaşık %30 ila %40’ı rahim içine dahi yerleşmeden gizli düşük halinde kaybedilmektedir. Ancak zigottaki genetik anomali fetusun gelişimini etkileyecek nitelikte fakat hayati boyutta değilse olgu bir neonatal (doğuştan var olan) hastalık yada konjenital sendrom olarak karşımıza gelir.

 

Neonatal hastalıklar ve konjenital sendromlar tek bir gendeki anomaliye bağlı oluşabileceği gibi bazen hastalığa yol açan genetik anomaliler birçok geni hatta bir kromozomun tamamını dahi içerebilir. Ayrıca çevresel faktörlerinde (örneğin fetal alkol sendromu, folik asit yoksunluğu gibi) bu olgularda birincil etken veya yan unsur olabileceği unutulmamalıdır. Bu bölümde genetik analizin endike olduğu hastalık ve sendromlar ele alınacak ve tercih edilecek genetik analiz yöntemlerinin neler olduğu hakkında bilgi verilecedktir. Ancak bu bölümde yer almayan (Lesch-Nyhan Sendromu, Fenilketonüri Hastalığı, Charcot-Marie-Tooth Sendromu, ve benzeri) diğer neonatal hastalıklar ve konjenital sendromlarda moleküler genetik tanı uygulamalarına dair daha fazla bilgi için lütfen indeksi tarayınız veya doğrudan Gökay-BIOTECH’e yazınız.

I – Neonatal Hastalıklar ve Konjenital Sendromlarda Genetik Tanı :

      1)   Angelman Sendromu

      2)   Cockayne Sendromu

      3)   Di George Sendromu ve VCF Sendromu

      4)   Down Sendromu (ve diğer Aneuploidi sendromları)

      5)   Ellis-van Creveld Sendromu

      6)   Frajil X Sendromu

      7)   Marfan Sendromu

      8)   Prader-Willi Sendromu

      9)   Waardenburg Sendromu

      10) Werner Sendromu

      11) Williams Sendromu

      12) Zellweger Sendromu

Diğer Bölümlere Geçiş