|
Bağışıklık sisteminin karmaşık yapısına ve
vücutta dalak, timus bezi, kemik iliği ve barsak (Payer’s
Patches) gibi çeşitli organ ve
dokular arasına dağınık yerleşimine rağmen fonksiyonel olarak tek bir görevi
vardır: vücuda giren yabancı organizma ve molekülleri aramak ve yok etmek.
Ne var ki, diğer dokuların aksine bağışıklık sisteminin fonksiyonel oluşumu
yaşam boyu süreğendir ve normal olarak yeni doğanlarda bağışıklık sistemi
son derece yetersizdir. Ancak yaşam boyu karşılaştığımız antijenlere karşı
sistemde oluşan antikorlar repertuvarda hafıza hücreleri (Memmory T-cells)
sayesinde saklanır ve bağışıklık sistemi olgunlaşır.
Bağışıklık sisteminde kişiye özgün antikor repartuarı her
defasında ikinci, yirmi ikinci ve on dördüncü kromozomlarda yerleşik immünoglobin genlerinde yeni bir
somatik genetik
rekombinasyon (VDj rekombinasyonu) ile oluşur. Yani aslında immün cevabın
temelinde yatan mekanizma tamamen genetik bir olaydır. Bu özgün genetik immün
cevap bağışıklık sisteminin diğer daha geniş kapsamlı mekanizmalarıyla
(opsonizasyon, NK hücreleri [Natural
killer cells] ve
Makrofajlar gibi) desteklenir.
Genetik anomalilere bağlı gelişen bağışıklık
sistemi hastalıklarında patoloji Ağır Kombine İmmünyetmezlik (SCID)
hastalığında olduğu gibi dogrudan immün progenitor hücrelerde (kök hücreler)
olabileceği gibi temel patoloji yardımcı immün sistem organlarında da
olabilir ( örneğin Di George sendromunda timus bezi tutulumuna bağlı
T-hücre yoksunluğu gibi).
Bağışıklık sisteminin önemli bir özelliği
yabancı antijenlere karşı son derece hassas ve etkin olmanın yanısıra
vücudun kendi dokularına karşı bir tepki vermemesidir (self tolerance).
Bu yönden ele alındığında bağışıklık sisteminin yetersiz fonksiyonu
(yetmezliği) kadar aşırı tepki vermesi de hastalık etkeni olabilmektedir
(topluca bu hastalıklara otoimmün hastalıklar diyoruz). Yukarıda
bahsedildiği üzere moleküler genetik bazlı immün yetmezlik hastalıkları
olduğu gibi, bağışıklık sisteminin aşırı ve uygunsuz tepki vermesiyle oluşan
astım, ailevi akdeniz ateşi (FMF) ve Crohn hastalığı
gibi otoimmün genetik hastalıklarda görülebilmektedir. Bu bölümde yer
almayan ancak bağışıklık sistemi ile ilintili diğer genetik hastalıklarda
moleküler genetik tanı uygulamalarına dair daha fazla bilgi için lütfen
indeksi tarayınız
veya doğrudan Gökay-BIOTECH’e
yazınız.
VII – Bağışıklık Sistemi
Hastalıklarında Moleküler Genetik Tanı:
1)
Otoimmün Poliglandüler Sendrom
2)
Ailevi Akdeniz Ateşi (FMF)
3)
Hiper Ig-M İmmünyetmezlik
4)
Ağır Kombine İmmünyetmezlik (SCID)
Diğer
Bölümlere Geçiş
|